ANNE & BABA LÜTFEN BENİ ANLA
ANNE & BABA LÜTFEN BENİ ANLA
•İnsan insandır,ne kadar küçük olursa olsun...!
•Çocuklarımıza söylediğimiz her şey, onların iç sesi hâline gelir...
BÖLÜM 1
DUYGULARLA BAŞA ÇIKMAK
DUYGULAR NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ ?
•Kendini iyi hissetmeyen bir çocuk, iyi davranışlar sergileyemez.
•İyi hissetmiyorsak, düzgün bir şekilde davranamayız. Ve çocuklar da bizden farklı değiller. Onlar da kendilerini iyi hissetmedikleri zaman, iyi davranışlar sergileyemezler. Bu yüzden bir kriz anında ilk önce onların duygularını anlamaya çalışmazsak, bizimle işbirliği yapma ihtimalleri bir hayli azalır. Böylece krizi çözmek için elimizde kalan tek şey fiziksel güç olur.Onu kullanmayı da asla istemeyeceğimizden,bu duyguları anlama ve anlaşma meselesiyle bir an önce yüzleşmeliyiz..
•İnsanlar duyguları fark edildiği zaman rahatlarlar.
YÖNTEM 1:DUYGULARI KELİMELERLE İFADE EDİN
•Kötü hisler dışarıya atılmadan iyi hisler açığa çıkamaz.Çocuğunuzun olumsuz hislerini bastırmaya çalışırsanız,içerisinde kalan hisler zaman geçtikçe daha çok güçlenecektir.
Mesela;
“Bu yapboz çok zor!” diye şikayet ettiğinde,”Hayır,zor değil.Çok kolay.İşte sana yardım edeceğim.Bak bu şöyle ..” demek yerine, “Ahhh yapbozlar bazen çok sinir bozucu olabiliyor!Bütün bu küçük parçalar insanı delirtebilir..”deyin.
•Tüm duygular kabul edilebilir. Fakat bazı eylemlerin sınırlandırılması gerekir!
•Bir çocuğun duyguları daha yetişkinlerin ki kadar gerçek ve önemlidir. Çocuğun bunun aşmasını sağlamanın en iyi yolu, mevcut durumu atlatmasına yardım etmektir.
•Kendi duygularını tanımlayamayacak çocuklar, en iyi açıklamalarımıza ve en tutkulu ricalarımıza karşılıksızdır olacaktır.
•Çocukların, kendilerine olan güvenleri onlara hislerini anlayabilmeyi ne kadar iyi öğrettiğimizle yakından ilgilidir.!!! Bunu yapmazsak onlara, “aslında söylediğin şeyi kast etmiyorsun, öyle hissetmiyorsun, kendi aklına güvenemezsin,” şeklinde mesajlar vermiş oluruz.
•Çocuklar, büyüdüklerinde ayakları yere sağlam basan yetişkinler olabilmeleri için hislerini onaylamamıza ihtiyaç duyarlar. Ayrıca onların hislerini anlayıp değer vererek, büyüdüklerinde başkalarının duygularına saygı duyacak ve bunları göz ardı etmeyecek yetişkinler olmaları için bir zemin hazırlamış oluruz.
•Sıklıkla kullandığınız o “AMA” ile başlayan cümleleri unutun.
•”Ama” kelimesi, “nasıl hissettiğini biliyorum ve şimdi sana bu hislerin neden yanlış olduğunu açıklayacağım”, anlamına geleceği için bizi yolumuzdan saptırır. Birinin size, “annen vefat ettiği için çok üzgünüm ama o, öldü sense hayattasın ve gözyaşların bunu değiştirmeyecek. Hadi kaldığımız yerden devam edelim!!”dediğini düşünün. Eğer “AMA” kelimesinin dilimizin ucuna geldiğini hissediyorsanız bunu daha farklı şekli ile kullanabilirsiniz:
-SORUN ŞU Kİ...
“Canın kurabiye istediğinde boş bir kavanozla karşılaşmak ne kadar da moral bozucu! Sorun şu ki alışverişe gitmek için çok geç.”
Sorun şu ki tabii, duyguları tamamen ortadan kaldırmadan çözülebilecek bir problem olduğunu belirtir. Belki de çikolatalı kurabiyeleri alışveriş listenizi kocaman kırmızı harflerle yazıp listeyi buzdolabının üzerine yapıştırabilirsiniz.
-BİLSEN BİLE...
“Kurabiye almaya gitmek için geç olduğunu bilsen bile eminim şu anda biraz kurabiye yemek isterdin.”
Bilsen bile tabiri rahatsız edici değildir çünkü çocuğunuza sorunu anlaması için imkan tanırken, aynı zamanda onun güçlü hislerinin farkında olduğunuzu da gösterir.
YÖNTEM 2:DUYGULARI YAZIYA DÖKEREK İFADE EDİN
•Alışverişe giderken yanınızda kalem ve kağıt taşıyın, böylece çocuğunuzun dilek listesini eklemeler yapabilirsiniz. Bu başka birinin çocuğuna doğum günü hediyesi almak için oyuncak mağazasına gittiğinizde o korkunç ve kaçınılmaz zamanlarda çok işinize yarayacakdır. İstediği her şeyi dilek listesine ekleyebilirsiniz. İsteklerini fiziksel bir şekilde karşısında görmek, çocuğunuz için tatmin edici olacaktır. Ayrıca bu listeyi evdeki panonuza asabilir, bayram ve doğum günleri yaklaşırken hediye fikirleri alabilmek için ona bakabilirsiniz.
•Duygularının kabul görmesi, aslında çocukların her istediklerini elde edemeyeceklerini anlamalarına yardımcı olur. Oyuncak mağazasındaken “şuna bir bak bu gerçekten de çok güzel bir at,yelesinde ki parıltılar... Hadi bunu listene yazalım çok hoşuna gitmiştir.” diyebilirsiniz. Kim bilir çocuğunuz belki harçlıklarını biriktirir ya da doğum gününde başka birisine aldırabilir veya birkaç hafta sonra zevki değişir ve oyuncak istesinden silebilir. **Önemli olan, bir şey istediğinde nasıl hissettiğini dinleyen ve ona ertelenmiş haz adını verdiğimiz önemli bir hayat becerisini geliştirmesinde yardımcı olacak bir ebeveyne sahip olmasıdır!!!
YÖNTEM 3:DUYGULARI SANATLA İFADE EDİN
•Bazen kelimeler ister yazılı ister sözlü olsun güçlü bir duyguyu ifade etmek için yeterli değildir. Eğer yaratıcı biriyseniz sanatı deneyin. Ressam olmanıza gerek yok, çöp adamlar da iş görür.
•Duyguya uygun davranın. Dramatik olun!
•Bazı ebeveynler, duyguları kabul etmeye çalıştıklarında çocuklarının daha da öfkeli göründüğünü söyledi. Söylediklerine göre bu yöntem işe yaramıyordu.
•Duyguları kabul ederken samimi olmanız önemlidir. Kimse kandırılmaktan hoşlanmaz. İçinize dönün ve o duyguyu bulun. Gerçekçi olun!
YÖNTEM 4:GERÇEĞİNE SAHİP OLAMIYORSA HAYALİNİ KURDURUN
•Çocuğunuza gerçekten veremediniz şeylerin hayalini kurdurmak harika bir yöntemdir. Çocuğunuz alışveriş merkezinde alamadığınız şekerleri düşünerek arabada ağlıyorsa, diş çürümesi üzerine konuşma yapmak için pek de doğru bir zaman değildir. Bunun yerine kabullenin, sonuçta şekerlerin tadı güzeldir ve çocuklarınızla bunun üzerine sohbet edin. “Her gün şeker yiyebilsek ve dişlerimize kötü bir şey olmasa güzel olmaz mıydı? Kahvaltı için ne isterdik? Çikolata mı yoksa şeker mı? Peki, ya öğle yemeğinde?
•Üzgün bir çocuğa soru sorma dürtüsüne karşı koyun. Böyle anlarda nazik sorularımız bile üzgün bir çocuğun, kendini sorgulanıyormuş gibi hissetmesine neden olabilir. Çocuk, neden üzgün olduğunu bilmiyor olabilir. Hissettiklerini kelimelere açıkça dökemeyebilir. Üstelik böyle sorular karşısında genellikle yetişkinler bile kendilerini tehdit altında hissedebilirler. Ne hissettiğimizi savunmamız gerektiğini ve açıklamalarımızın soru soran kişinin standartlarına uymadığını hissedebiliriz. Oysa soru sormak yerine yorum yaparsak, hiçbir gerekçeye ihtiyacı duymadan duyguları kabul etmiş oluruz. Empati yapmak için duyguların nedenini anlamaya gerek yoktur. “Üzgün görünüyorsun ,bir şey senin canını sıkmış, ya da sadece bir şey olmuş”diyebiliriz. Bu tür cümleler, çocuğunuzu sizinle konuşmaya teşvik eder. Konuşmak istemiyorsa da ona huzur verir.
YÖNTEM 5:DUYGULARI SESSİZCE KABUL EDİN
•Bu, küçük ve etkisiz gibi görünen ama son derece güçlü bir yöntemdir. Sadece Ahh! Hmmm! veya Hahh! seslerini çıkararak çocuğunuzu dinlemeye devam edebilirsiniz.Bu gibi sesler çıkararak çocuklarımızın, karmaşık duygular dünyasında yollarını bulmalarına yardım edebiliriz. Onlara verebileceğimiz en iyi hediye, birden bire tepki göstererek yollarına çıkmamaktır. Önemli olan, tüm dikkatimizi onları vermek ve çözüme ulaşmaları için onlara güvenmektir.
HATIRLATMA:
1-Duyguları kelimelerle ifade edin
“Oyun buluşmasını sabırsızlıkla bekliyordun. Ne kadar da üzücü!”
2-Duyguları yazıya dökerek ifade edin
“Ah, hayır! İstediğin kurabiyeler için gerekli malzemeler elimizde yok! Hadi, bir alışveriş listesi yapalım.”
3-Duyguları sanatla ifade edin
“Çok üzgün görünüyorsun.” (İri göz yaşları olan bir çöp adam çizin mesela)
4-Gerçeğine sahip olamıyorsa hayal kurdurun
“Keşke bulmak için 1 milyon 1 milyar daha saatimiz olsaydı.”
5-Duyguları sessizce kabul edin
“Ahh! Hmm! Ohh! Hah!
👉🏻ÇOK ÖNEMLİ
❗️Tüm duygular kabul edilebilir.
❗️Bazı eylemlerin sınırlandırılması gerekir!
❗️Sıklıkla kullandığınız o “ama” ile başlayan cümleleri unutsun “sorun şu ki...” veya “bilsen bile” gibi ifadeler kullanmayı deneyin.
❗️Duyguya uygun davranın. Gerçekçi olun!
❗️Üzgün bir çocuğa soru sorma dürtüsüne karşı koyun.
BÖLÜM 2
İŞ BİRLİĞİ YAPMANIN YOLLARI
-Çocukların, yapmak zorunda oldukları şeyleri yapmalarını nasıl sağlarız?
•Bir şey yapmak istesem bile, biri bana o şeyi yapmamı söylediği anda, artık onu yapmak istemiyorum.
•Ne yapacağımızı söylendiğinde direnç gösteririz. Emirler, bize kendimizi kötü hissettirir. Çocukları emir verdiğimizde de kendi aleyhimize hareket ederiz. İtaati aşılamayı umduğumuz halde, küçük kalplerinde bir isyan başlamasına sebep oluruz.
YÖNTEM 1:OYUN HALİNE GETİRİN
•İlk yöntem,cansız bir nesneyi konuşturmaktır.
-Yalnız ayakkabılar sızlanabilir: “ Kendimi boş hissediyorum.Bana sıcak bir ayak verecek olan var mı?
-Karnı acıkan oyuncak kutuları talepte bulunabilir:
“Bana lego verin yeşil ve gevrek olanları istiyorum!”
Gibi gibi gibi...
Yaygara koparan tüm bu nesneler, bir çocuğun yüzüne gülümseme konduracak ve gündelik işlere karşı daha bi istekli tutum sergilemesi sağlanacaktır.
•Başka bir yöntem de sıkıcı bir işi bir meydan okumaya ya da bir oyuna çevirmektir.
-Şu dağınıklığa bir bak! Ben sana kaç defa böyle yere atmamanı söyledim” demek yerine “Tüm kirlilerini sepete atman bakalım kaç saniye sürecek? Yirmi mi ? Ahh hiç sanmıyorum..Yirmi saniyede bu kadar şeyi sepete atamazsın..Atabilir misin ? Tamam o halde hadi başlayalım ..Bir iki üç :)) Ooo vaktinden önce bile tamamladın süpersin ☺️
•Nesneleri konuşturmak ve bir göreve oyuna çevirmek dışında sınırsız seçenekler. İçinizdeki uçuk kaçık kişiliği açığa çıkarın. Çocuğunuzun ne yapacağını normal bir ses tonuyla söylemek yerine, bir Ördek veya spor spikeri ya da çocuğunuzun en sevdiği çizgi film karakteri gibi konuşun.
•Oyun ruhuyla zenginleştirildiği takdirde, hemen hemen sıkıcı görev başka bir şeye dönüşebilir.
•Biraz maskaralık yapmaya cesaret edebilirseniz,emir verdiğinizde karşılaştığınız direnmeler ve sızlanmalarla uğraşmaktan çok daha az enerji harcarsınız.Emirler daha etkili olsa bile maskaralık yaptığınızda,karşınızdakinin ruh hali daha neşeli olur.Bu da insanların daha sevecen ve iş birlikçi olmasını sağlar.
YÖNTEM 2:SEÇENEKLER SUNUN
•”Arabaya bin, çabuk! “ demek yerine, “Yolculuk için yanına oyuncak ya da atıştırmalık bir şey almak ister misin? “ ya da “ arabaya doğru kocaman adımlarla mı yoksa sekerek mi gitmek istersin ?” Diye sormayı deneyin.
•Bu gibi örneklerin her biri çocuğunuza,”Seni ,kendi hayatı hakkında karar verebilecek bir birey olarak görüyorum,” der.Ve çocuğunuz küçük de olsa bir karar verdiği zaman,önündeki uzun yolda vereceği çok daha büyük kararlar için değerli bir deneyim elde etmiş olur.
•Seçimi bir tehdit haline dönüştürmeyin.
•Bir seçenek sunarken her iki seçeneğin de hoş olması önemlidir.
“ya buraya gelirsin ya da seni köpekler yer” demek son derece tatmin edici olsa da bu dürtüye direnmeye çalışın.
YÖNTEM 3:İDAREYİ ÇOCUĞA VERİN
•Mesela soğuk havada palto giymek istemeyen bir çocuk için evde renkli güzel kartonlarla termometrenin yanına ;
Bir mayo çizip 32 derecede,paltoyu 4 derecede,şapka ve eldiveni 0 derecenin yanına çizip renkli bir termometre yapabiliriz.
Böylelikle çocuğunuza ne giymesini söylemek yerine bana ne giyeceğimi söyleyebilir misin diyerek kontrolu çocuğunuza verebilirsiniz..
Aynı şekilde zaman kavramı çocukların anlayamayacağı kadar zor bir kavramdır.Çocuklarımız bizim gibi acele etmedikleri için onlara sinirlenebiliyoruz.Bir çocuğu zamandan sorumlu tutabiliriz.
Mesela: Eline saat verip “ şu uzun çizgi şuraya gelince seninle oyun oynayacağım, şuanda ütü yapıyorum..”diyebilirsiniz..
YÖNTEM 4:BİLGİ VERİN
•Çocuğunuza bilgi verdiğinizde,onun da yapması gerekeni çözmek için bir şansı olur.Böylece emirler yüzünden karşılaştığınız doğal direnci önlemekle kalmaz,aynı zamanda ne yapacağını söyleyecek bir yetişkin olsun olmasın,çocuğunuzun kendi kendini kontrol etme yeteneğini geliştirmesine de zemin hazırlarsınız.
YÖNTEM 5:TEK BİR KELİME ( veya El Kol Hareketlerini )
KULLANIN
•Davranışlarını kontrol etmeye çalışırken çocuklarımıza söylediğimiz şeylerin çoğu tekrarlardan ibarettir.Çocuklar uyarıları duymazdan gelirler.Aslında yetişkinlerde farklı değildir.
•Sürekli söylenmek yerine mesela oyuncakk! Dediğimizde arasında ki fark şudur:
Oyuncak dediğimizde inanmayı seçiyoruz.Sadece soruna işaret edersek ,durumu memnuniyetle çözeceğine inanıyorsun.Diğeriyse saygısızlık.Karşısındaki insana düşüncesiz olduğunu ima ediyorsun..
•Sadece kullandığınız kelimenin bir fiil değil de bir isim olduğuna dikkat edin..
Fiilerin kulağa bir emir gibi gelmesi son derece muhtemeldir.
•Bu yöntemin en güzel yanı hem mutluyken hem de kızgınken kullanabilirsiniz. Bu yöntem anne baba için son derece yararlıdır ve çocuk için de psikolojik hasara neden olmaz.
YÖNTEM 6:GÖRDÜĞÜNÜZ ŞEYİ TARİF EDİN
•Yapılması gereken şeyi açıklamadan önce,gelişmeyi takdir edin.
•Gördüğünüz şeyi tarif ederken olumsuza odaklanmak yerine olumlu olanı tanımlamalıyız
“Temizliği bitirmemiş olduğunu görüyorum demek yerine neredeyse tüm oyuncaklarını toplamış olarak görüyorum! Diyebiliriz.”
YÖNTEM 7:NE HİSSETTİĞİNİZİ AÇIKLAYIN
•Başkalarının ne hissettiğini bilmek çocuk için yararlıdır.
Çocukları anne babalarının ya da öğretmenlerinin korktuğu ya da hayal kırıklıklarına uğradığı zamanları bilmelidir.
•Sözcüklerimiz hissettiklerimize uymazsa,neler olduğunu anlamakta zorlanabilirler.
Mesela;Çocuğunuz birisine vurmaya çalıştığı zaman “Ben bir çocuğun başka bir çocuğu incittiğini görünce çok üzülüyorum “ diyebiliriz.
•Öfke ya da hayal kırıklığını ifade ederken “SEN” kelimesinden kaçıp “BEN” kelimesini kullanın.
•Sıkıntı,sinir ya da öfkeyi ifade ederken sen kelimesini ortadan kaldırmak önemlidir.Sen kelimesi suçlayıcıdır.Çocuk sen kelimesini duyar duymaz savunmaya geçer.Karşılığında sizinle tartışarak,inadına gülerek,kaçarak veye sinirlenerek cevap verebilir.Eğer sen kelimesinden tamamen kaçırabilirsek,çocuğunuzla işbirliği yapabilmek çok daha olasıdır.
•Bir çocuğun tehlikeli bir şey yaptığını gördüğünüzde,”yapma kendine zarar vereceksin!” Demeniz pek de yardımcı olmaz.Bunun yerine duygularınızı sen kelimesini kullanmadan ifade edebilirsiniz.” Ben yemek yaparken insanların ocağın etrafında dolaştığını görünce korkuyorum,yanmalarından endişeleniyorum.” Diyebilirsiniz.
•Çocuklar,onlara istediklerini elde etmek için kullanabilecekleri kelimeler verdiğimizde genellikle olmulu tepki verirler.
Çocuk ne kadar küçük olursa,duymayı tercih ettiğiniz dili aşılama konusunda o kadar açık olabilirsiniz.
•Öfkenizi dışarı vururken dikkatli olun. Karşı tarafa saldırıyormuş gibi hissettirebilirsiniz.
•Mükemmel bir üslup kullansanız bile küçük bir çocuğun, yetişkinlerden yansıyan olumsuz duygularla başa çıkması zordur. Öfkeliyim ve kızgınım gibi kelimeleri dikkatli kullanın. Üzgünüm, hayal kırıklığına uğradım veya bundan hoşlanmadım gibi kelimeleri duymak, saldırıya uğruyormuş gibi hissettirmeyeceği için çok daha uygundur.
YÖNTEM 8:NOT YAZIN
YÖNTEM 9:AŞAĞILAMADAN,İNCİTMEDEN ÖNCE HAREKETE GEÇİN
•Parktayken etrafa çakıltaşı atma arzusuna direniyorsa şimdi eve gidiyoruz attığın taşların birilerine çarpmasını istemiyorum diyebiliriz ya da krep hamurunu tavaya dökmek istiyorsa ve tüm nazik uyarılarımıza rağmen ocağın etrafında zıplamasına engel olamıyorsak pankekleri şu an seninle birlikte pişiremem bir yerinin yanmasının endişeleniyorum diyebiliriz ya da araba koltuğunda oturmak istemiyorsa emniyet kemerini rahatsız edici olduğunu görebiliyorum. Eminim onsuz kendini daha özgür hissedersin. Ama kemerin takılı olmadan seni arkadaşların evine götüremem diyebiliriz
•Çocuğun azarlanmadığına Veya suçlanmadığına dikkat edin. Yetişkin sadece kendi hislerini ve eylemlerini anlatıyor. Geri adım atmıyor sınırını koruyor ve değerlerini hatırlatıyor.
•Çocuklar yorucudur. Özellikle de küçük çocuklar...Hepimizin yorgun ve sinirli olmasındansa yorgun ve neşeli olması çok daha Eğlencelidir. Tüm bu yöntemlerde bunu başarmanıza yardımcı olur. Zamanla her şey kolaylaşır. Çocuklar büyüdükçe daha çok sorumluluk sahibi olurlar, özellikle de küçük yaşlarda kendi seçimlerini yapma ve kendi davranışlarından sorumlu olma becerisini kazanmışlarsa.
•Çocuklarımızı tehdit etmeden, onlara rüşvet veya emir vermeden işbirliği yapmalarını sağlamak için attığınız adımdan ödülü çok büyük olacaktır. Yapılan bir çok araştırma sonucunda, basit şeyler için ebeveynlerinden sürekli emir almayan çocukların, çok yakından idare edilen veya kontrol edilen diğer çocuklara göre işbirliği yapmaya daha istekli oldukları görüldü.
•İrade, zorlama yoluyla değil, ancak pratikle geliştirilebilir.
HATIRLATMA:
1-Oyun haline getirin
“zaman dolmadan önce tüm arabaları kutuya koyabilir miyiz hazır ol başla”
2-Bir seçenek sunun
“küvetin içine bir tavşan gibi Zıplayarak mı yoksa bir yengeç gibi sürünerek mi gitmek istersin?”
3-İdareyi çocuğa verin
“saati kurup gitme zamanımız geldiğinde haber verir misin?”
4-Bilgi verin
“kağıt peçeteler kullanamadıktan sonra çöpe gider.”
5-Tek bir kelimeyle ya da el kol hareketleriyle anlatın
Çöp!
6-Gördüğünüz şeyi tarif edin
“ahşap küplerin çoğunun oyuncak kutusuna dönmüş olduğunu görüyorum. Etrafta sadece birkaç tane kalmış.”
7-Ne hissettiğinizi açıklayın
“yiyeceklerin yere atılmasından hoşlanmıyorum.”
8-Not yazın
“Yola çıkmadan önce beni başına tak. Sevgiler, kaskın.”
9-İncitmeden, aşağılamadan önce harekete geçin. “Şimdilik boyayı yerine kaldırıyorum. Diğer çocukların üzerine boyası çalışmana izin veremem”
👉🏻ÇOK ÖNEMLİ
❗️Seçimi, bir tehdit haline dönüştürmeyin.
❗️Her iki seçeneğinde hem sizin hem de çocuğunuz için kabul edilebilir olduğundan emin olun.
❗️Yapılması gereken şeyi açıklamadan önce olumlu gelişmeleri takdir edin.
❗️Öfkeyi ya da hayal kırıklığını ifade ederken sen kelimesinden kaçınıp ben kelimesini kullanın.
❗️Öfkenizi dışarı vururken dikkatli olun. Karşı tarafa saldırıyor muş gibi hissettirebilirsiniz.
BÖLÜM 3
ÇATIŞMALARI ÇÖZMEYE YÖNELİK YÖNTEMLER
EV CEPHESİNDEKİ SAVAŞLARI ÖNLEMEK
-CEZALANDIRMAK YERİNE KULLANILABİLECEK ÇOK DAHA BARIŞÇIL VE ETKİLİ ÇÖZÜMLER NEDİR ?
•Cezalar hızlı sonuçlar verebilecek olsa bile bir çok olumsuzluğa yol açabilir:
-Bir çatışmayı çözmek için kendinizi ceza kullanmaya adadıysanız ve bu ceza etkili olmaya yetecek kadar sert değilse, tehlikeli bir konumdasınız demektir.Kendinizi her seferinde çok daha sert cezalar vermeye bağımlı olmuş bir halde bulabilirsiniz.
-Ceza, asıl sorunu hitap etmiyorsa hiçbir şekilde yardımcı olamaz.
-Cezalandırılan güçlü iradeli bir çocuk, genellikle otoriteye meydan okumak için daha kararlı bir hale gelir. Araştırmalar, cezalandırılan çocukların gelecekte kötü davranışlar sergileme ihtimallerinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Aslında cezalandırma istenmeyen davranışları artırıyor.
-Ceza, bir çocuğun ders almasını önleyebilir. Sorunu düzeltmeye ya da telafi etme isteği hissetmek yerine, bencilce düşünmesine neden olur. Bu tür cezalar sonucunda pişmanlık yerine kinle da olması daha muhtemeldir.
-Cezalar istenmeyen davranışların bir daha yapılmasını önlemek için verilse bile, sonucunda elde edilecek zaferin büyük bir bedeli olabilir. Merhametsizce cezalandırılan bir çocuk, korku ve çekingenlikten tutun da diğer çocuklara karşı saldırganlığı kadar farklı problemlerle karşı karşıya kalabilir.
-Çocuklarımızın verdiğimiz cezalar onlara, ileri ki hayatlarında çatışmalara karşı nasıl yaklaşmaları gerektiğini dair bir fikir verir. Çocuklarımızın bu yöntemleri akranlarına ve kardeşlerine karşı kullanmalarını isteyip istemediğimizi kendimize sormak zorundayız.
•Çocuklarımızın bizi taklit etme istekleri gerçekten de müthiş bir şey. Ve elbette bizim genel taktiklerimize odaklanmaları da. Bu konuda son derece eski ama bir o kadarda doğru bir söz var:
Çocuklar söylediklerinizi değil, yaptıklarınızı yaparlar.!
Burada en önemli soru şu: çocuklarımızın bir çatışmaya nasıl yaklaşmasını bekleriz? Diğer kişiye ne yapmaları gerektiğini mi yoksa bu sorunu çözmek için ne yapmam gerekiyor diye düşünmelerini mi isteriz?
YÖNTEM 1:DUYGULARINIZI BELLİ EDİN...GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE
•”Hey,İnsanların itildiğini görmek hoşuma gitmiyor.!”
YÖNTEM 2:HATASINI NASIL TELAFİ EDECEĞİNİ GÖSTERİN
•”Onu aniden ittiğin için kız kardeşin korktu. Hadi, onun daha iyi hissetmesi için bir şeyler yapalım. Ona elma vermek ister misin? Sence senin kum kovanla oynamayı ister mi? “
Bir çocuğun hal ve hareketlerini değiştirmenin en hızlı yolu, hatasını düzeltme konusunda fikrini almanızdır. Çocuğunuzun gelecekte daha iyi şeyler yapmasını istiyorsanız, hali hazırda daha iyi şeyler yapmasına fırsat verin. Ceza vermek, çocuğun kendini kötü hissetmesine neden olur. Yaptığı hatayı telafi etmek ise buna kendini daha iyi hissettirir ve kendisini iyi şeyler yapabilecek biri olarak görmesini sağlar.
YÖNTEM 3:BİR SEÇENEK SUNUN
“Şimdilik kaydırağa binmeye biraz ara vereceğiz. Sıra bekleyecek durumda olmadığını görebiliyorum. O yüzden bu arada salıncakta sallanabilir ya da kumda büyük bir çukur kazabilirsin. Sen karar ver.”
•Bazen bir çocuk enerjisini başka bir tarafa yönlendirmek için yardıma ihtiyaç duyar. Seçenek sunmak, daha makul bir etkinliğe geçmesine yardımcı olabilir.
YÖNTEM 4:İNCİTMEDEN,AŞAĞILAMADAN ÖNCE HAREKETE GEÇİN
•Çocuğunuz her şeye rağmen ısrarcı olmaya, kendini ve başkalarını karşı bir tehlike oluşturmaya devam ederse harekete geçmeniz gerekebilir:
Mesela;
'Eve gidiyoruz. Parka başka bir gün geleceğiz. Şu anda çocukların incinmesinden endişeleniyorum.'
-Çocuğumun zarar görmesini engellemek, diğerlerinin fiziksel ya da duygusal olarak incinmesine engel olmak, kendi hislerimi korumak için harekete geçiyorum!!
•Çocuğun, onu cezalandırmak için değilde korumak için hareket ettiğimize dair son derece açık bir mesaj verdiğimize dikkat edin.
•Bu sadece günlük bir çözüm değil, çocuklarınız büyük birer yetişkin olduğunda da onlara kılavuzluk edecek bir derstir.
•Bu şekilde sorun çıkaran çocuğunuz eylemlerinden iyi bir ders alabilir. Bir sınırınız olduğunu ve o sınırı aştığını öğrenir. Eğer ileriki zamanlarda bir şeyler yaparsa, tutumunu değiştirmesi gerektiğini bilecektir. Böyle davranmanızın nedeni ise ona acı çektirmek değil, kendinizi korumaktır.
•Kendimizi ve çevremizdeki insanları korumak adına hareket etmek, yetişkinler için önemli bir konudur. Böylece çocuklarımıza da çatışmalarla nasıl başa çıkacaklarına dair yol göstermiş oluruz. Bu yaklaşım, karşı tarafa bir ders vermek umuduyla huzursuz daha yol açan yöntemlerden tamamen farklıdır.
YÖNTEM 5:SORUNU ÇÖZMEYİ DENEYİN
•Sorunu çözmenin ilk adımı çocuğunuzun duygularını kabullenmektir.
❗️Bu En önemli adımdır ve en sık atlanandır! Bunu yapmadan hiçbir yere varamazsınız. Yaşananları onun gözünden görebildiğinizi ve neler hissettiğini anladığınızı çocuğunuzun bilmesi gerekiyor. Aksi taktirde kendisine sunulan hiçbir öneriye açık olmayacaktır.
Mesela;
“Otoparkta elinden tutulmasından hoşlanmadığını biliyorum. Rahat rahat görüşebilmek için serbest kalmayı tercih edersin!”
•İkinci adım,sorunu açıklamaktır.
❗️Bölüm kısa olmak zorunda. Sürekli olarak bundan bahsedemezsiniz, yoksa daha derin suları açılamadan gemileri batırırsınız.
Mesela;
“ Otoparkta çocukları araba çarpmasından endişeleniyorum.”
•Üçüncü adım,fikir almaktır.
❗️Bu adım için kağıt kaleme ihtiyacınız var. Ne kadar abartılı olursa olsun bütün fikirleri yazdığınızdan emin olun. Oyunun bu aşamasında “hayır bu asla işe yaramaz! “Diyerek fikirleri reddetmeye başlarsanız çocuğunuz ilgisini hemen kaybedecektir. Hem listenize gerçekten kulağa saçma geliyor bazı fikirler yazarak başlamak iyi olacaktır.
Mesela;
“Parka geri dönüp oradaki insanları kızdırmadan, korkutmadan veya incitmeden eğlenebilmemiz için bazı fikirlere ihtiyacımız var. Neler yapabiliriz? “
✔️Arabaları yok edelim.
✔️Arabaların üzerinden bir kuş gibi uçup geçelim
✔️Elele tutuşmak yerine bir kemere tutmayayım
✔️Elele tutuşmak yerine bebek arabasını tutayım ve onu itmene yardım edeyim.
Gibi gibi gibi...
•Dördüncü adım,ikinizinde de hoşlandığı fikirleri belirlemek, hoşlanmadıklarınızı ise listeden atmaktır.
•Beşinci adım,çözümlerinizi denemektir.
❗️Bir magnet alıp fikirlerinizi yazdığınız kağıdı buzdolabının üstüne yapıştırın ve harekete geçmek için fırsat kollayım. Dışarı çıkarken listenizi yanınıza alın.çocuğunuzla birlikte planlarınızı bir kez daha gözden geçirin.
❗️❗️Çocuğunuz çözüm üretme aşamasına katılırsa, bulduğunuz çözümleri uygulama konusunda çok daha istekli olur. Kendinizi hayattaki zorlu problemleri çözme konusunda faydalı bir deneyim kazanan işbirlikçi bir çocukla parkta eğlenirken bulursunuz. Ebeveynlik yolculuğundaki ceza evresine bütünüyle atlayıp, doğruca problem çözme aşamasına geçersiniz.
DİKKAT ❗️
Hiçbir şey işe yaramıyorsa, beklentilerinizi tekrar gözden geçirmeniz gerekebilir.
•Çocuklar henüz kendilerinin ve başkalarının güvenliğini düşünecek şekilde davranmaya hazır değillerse, çevreyi idare etme görevi bize düşer.
Mesela;
Bebeklerin elektrik prizine elini uzatmasını beklemeyin; prizlerin üstünü kapatın.. gibi
•Anlaşmazlıklara saygı gösterin. Sorunu küçümsemeyin.
•Sizin bir iş arkadaşınızla, arkadaşınızla ya da akrabanızla yaşadığınız kavga ne kadar önemliyse, bu çatışmada çocuklarınız için o kadar önemlidir. Çocukların, uyuşmazlıklarını barışçıl yollarla çözebilecek birer yetişkin haline gelebilmeleri için çocukça kavgalarını çözümleyerek pratik yapmaları gerekir.
Mesela;
“Lütfen, yine mi kumanda kavgası? Aptalca davranıyorsunuz. Kavga etmeye bile değmez!”, demek yerine “bu zor bir durum. İki çocukta farklı bir program izlemek istiyor” diyebilirsiniz.
Ayrıca taraf tutmayın,
Sorunu onlar için çözmekten kaçının,
Öylece kaçıp gitmeyin.
•Tartışma konusu olan nesneyi geçici olarak ortadan kaldırın.
❗️Tartışmaya sebebiyet veren nesne bir çocuğun elinde olduğundan, her iki çocuğun da sağlıklı bir şekilde düşünebilmesi mümkün olmayacaktır. Mücadele devam edecektir. “Ne yapacağımızı bulana kadar kumandayı üst rafa koyacağım. Eğer kafa kafaya verirsek, her ikiniz içinde adil bir çözüm bulabileceğimizden eminim. “
Bir sonraki işiniz, her iki çocuğun da düşüncesini dinlemek ve bunu onlara yansıtmak.
Sonra diğer çocuğunuza dönerek onunda hislerini yansıtın.
Tekrar ilk çocuğa dönün.
Çocuklarınız kendi çözüm yollarını bulurken mutlu olacaklardır. Dahası, gelecekte bir anlaşmazlık yaşadıkları zaman bunu nasıl çözebileceklerini öğrenecek ve daha az kavga edeceklerdir.
ÖDÜL KONUSU
•Ödüllerin gizli bir tehlikesi vardır:
sorunun köküne inmez ve daha çok karşımızdaki kişiyi manipüle etmek için kullanılırlar ki buda dargınlığa yol açabilir. Ayrıca genellikle ödüller üstü kapalı bir tehdit de eşlik eder. “Eğer söylediğimi yapmazsan iyi bir şeyler kaçıracaksın. “
sorunun köküne inmez ve daha çok karşımızdaki kişiyi manipüle etmek için kullanılırlar ki buda dargınlığa yol açabilir. Ayrıca genellikle ödüller üstü kapalı bir tehdit de eşlik eder. “Eğer söylediğimi yapmazsan iyi bir şeyler kaçıracaksın. “
Çoğu kişi bir sorunu çözmek için birlikte hareket eden ve kendisine destek olan bir eşi tercih eder.
“Vay canına ellerine sağlık,bu lezzetli yemekler bir harika. Fakat akşam geç saatlerde gelmesinden dolayı biraz rahatsızım. Uykumu yeterince alamıyormuş gibi hissediyorum. Akşam yemeklerini daha erken bir saatte yiyebilmek için yapabileceğimiz bir şeyler var mı? Bunun için nasıl yardımcı olabilirim? Bir şeyler düşünelim.”
•Çalışmalar, zorlu bir işi tamamlamak için büyük parasal ödüller sunulduğunda, insanların yaratıcılığını ve göreve karşı hissettikleri sorumluluğun azaldığını gösteriyor. Ödüller, çok basit bazı görevlerde iyi performanslar sergilenmesine yarar ancak bilişsel becerileri ihtiyaç duyulduğunda, insanların işlevlerini yerine getirmesini engeller.
•TEŞVİK UYGULAYABİLİRSİNİZ:
Teşvik;Tatsız bir görevle karşı karşıya kaldığınızda sabırsızlıkla beklediğiniz bir şeye sahip olmanızı sağlar.
Mesela;
'Oyuncakları topladığın zaman parka gidebiliriz.'
DÜŞÜNME MOLALARI
•Amacınız kardeşler arasında daha iyi bir ilişki kurmaksa,düşünme molası çözüm değildir. Peki, ne yapabilirsiniz? İlk olarak kızınızı teselli edebilir ve oğlunuza duygularınızı güçlü bir şekilde anlatabilirsiniz. “İnsanların itilmesinden hoşlanmıyorum! Kızgın olduğunda bile!”
Eğer Ruh hali buna uygunsa, oğlunuzu hatasını telafi etmeye davet edebilirsiniz.
•Ya da şöyle yapabilirsiniz “oğlum buraya gel bir süre benimle otur biraz molaya ihtiyacımız var.” Gibi bir cümle kurup çocuğunuzu yanınıza alabilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte mola vermenin ikiniz arasındaki bağı canlandırmak gibi harika bir yönü olduğunu unutmayın.
❗️
Sorun çözme yöntemini kullanabilmek için bir sorun çıkmasını beklemek zorunda değilsiniz. Mümkünse, her şeyi önceden planlayın!
❗️Herkesin ihtiyaçlarına saygı duyan ortak bir çözüm bulmak için güçlerimizi birleştirebiliriz. Çocuk, sorun çözme sürecinde aktif bir katılımcı olursa bu, ileriki yıllarda bunun işine çok yarayacaktır.
❗️Cezanın kısa bir ömrü vardır.Anlıktır..
❗️Çocuklar bağımsızlıklarını kazandıkça ceza uygulamak daha da zorlaşır.
Anlaşmazlıklara yönelik bu işbirlikçi yaklaşım ise çocuğunuzla birlikte büyür. Gençler olgunlaştıkça sorun çözme yetenekleri de onlarla birlikte gelişir. Çocuklarınız hayata atıldığından, onları zorla güvende tutamazsınız. Kullanabileceğiniz en güçlü yöntem, sizinle olan bağlarıdır. Onların duygularına saygı göstermeye ve düşüncelerini duymaya hazır olduğunuz gerçeği, çocuklarınızın hem kalplerini hem de zihinlerini sizin duygu ve düşüncelerinize açık tutacaktır.
HATIRLATMA
1-Duygularınızı belli edin,güçlü bir şekilde!
2-Hatasını nasıl telafi edeceğini gösterin.
3-Bir seçenek sunun.
4-İncitmeden,aşağılamadan önce harekete geçin.
5-Sorunu çözmeyi deneyin
a.Çocuğunuzun duygularını kabullenin
b.Sorunu açıklayın
c.Fikir alın
d.Her ikinizin de hoşlandığı fikirlere karar verin
e.Çözümlerinizi deneyin
👉🏻ÇOK ÖNEMLİ
❗️Hiçbir şey işe yaramıyorsa, beklentilerinizi tekrar gözden geçirmeniz gerekebilir.
❗️Anlaşmazlıklara saygı gösterin. Sorunu küçümsemeyin.
❗️Tartışma konusu olan nesneyi geçici olarak ortadan kaldırın.
❗️Sorun çözme yöntemini kullanabilmek için bir sorun çıkmasını beklemek zorunda değilsiniz. Mümkünse, her şeyi önceden planlayın!
Devamı yakında inşaAllah...
Devamı yakında inşaAllah...
Yorumlar
Yorum Gönder